The Flâneuse: “I wandered around AS I pleased”

2 Mayıs Çarşamba / 2 May  Wednesday

18.30
bomontiada ALT
Sergi Açılışı / Exhibition Opening

Yeşilçam’ın İstanbul sokaklarında on yıllardır bir hayalet dolaşıyor.

Türkiye sinemasında, tek başına sokakta başıboş gezinen kadın karakter yok denecek kadar az. Bu, masum bir eksiklik değil; erkek egemen kamusal alan algısının on yıllardır değişmeyen bir yansıması. Ancak kimi filmlerde kapıdan başını uzatıveriyor, sokağa doğru cesur adımını atıveriyor, yollara düşüveriyor kadınlar. Varlığı inkar edilen, belleklerden silinmeye çalışılan bir gerçeğin geri dönüşü gibi, heyulani heyulani geziniyorlar İstanbul sokaklarında. Kimi zaman, cesurca aştıkları evin duvarları gibi, kameranın sınırlarına, kadrajın dört duvarına da meydan okuyorlar usulca kayıp giderek.

Türkiye sinemasında çok az sayıdaki bu karakterlerin izini süren bu yerleştirme, Türkiye’de kadının kamusal alandaki ve sinemadaki varlığına dair bir keşfe çıkıyor. Erkeklerin serbestçe dolaştıkları sokaklarda kadınların özgürce gezinmesine yönelik ahlaki yargıların altını çiziyor. Bu ahlaki yargıları altüst etmeyi, ‘sürtük’ü olumsuz değer yargılarından arındırmayı ve onu yeniden sahiplenmeyi hedefliyor. Canının istediği, gönlünün çektiği yerlerde dolaşan sürtüklerle bir yoldaşlık hayal ediyor. Bu heyulani sürtüklerle karşılaşıp onlarla birlikte, onların sağında, solunda, arkasında yürümek isteyenlere…

A spectre is haunting the Istanbul streets in Turkish cinema for decades.

In Turkish cinema, the figure of the flâneuse – a woman idly wandering the urban streets – is virtually absent. This absence is hardly an innocent coincidence, but the symptom of an entrenched conception of the public space as being predominantly a male realm. However, in some films, women characters suddenly take a brave step across the threshold and set out to walk the streets. Just like a spectre that returns from the past to take revenge and uncover hidden crimes, they come to haunt the present, they come to haunt the city streets, they come to haunt the silver screen. They are indomitable, uncontainable, footloose; they mostly transgress the borders of the cinematographic frame, just like the borders of the domestic space.

Tracing the steps of these spectral flâneuses, this installation explores women’s presence in the public space and in the cinema of Turkey. It underlines the moral judgements imposed on ambulant women, who enjoy wandering freely and idly on the streets – a pleasure granted generously to men. It aims to subvert these judgements, detach the word ‘streetwalker’ from all negative connotations, and embrace these women characters. It encourages a ‘wandering comradeship’ with these footloose drifters. It creates an environment where visitors can step in, encounter, walk with, or follow the steps of these spectral flâneuses.

Gözde Onaran

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji lisansının ardından, New York Üniversitesi (NYU) Medya Ekolojisi ve Film Yapımı bölümünde yüksek lisansını ve Amsterdam School for Cultural Analysis’de (ASCA) feminist sinema kuramı üzerine doktorasını tamamladı. Akademik kariyeri dahilinde Kadir Has Üniversitesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema-Televizyon bölümlerinde görsel kültür ve görsel okur yazarlık üzerine dersler verdi. Altyazı Aylık Sinema Dergisinin yayın kurulunda yer alan Onaran’ın kısa film ve belgeselleri bulunmakta. 2010 yılında ALAN İstanbul’da Aslı Biçer’den aldığı derslerle resim yapmaya başlayan Onaran, 2014 yılında, New York’taki School of Visual Arts’ın (SVA) konuk sanatçı programına burslu olarak katıldı.

https://www.behance.net/gozdeonaran

Onaran is painter, scholar, and filmmaker. She received a BA in Psychology from Boğaziçi Univeristy, an MA in Media Ecology and Filmmaking from New York University (NYU), and a PhD in feminist film studies from Amsterdam School for Cultural Analysis (ASCA). She has been teaching courses on visual culture as part of her academic career. As a filmmaker she has short essay films, which were screened at various international film festivals. She started painting in 2010 with lessons by Aslı Biçer at ALAN Istanbul. In 2014 she was accepted to the summer residency program of the School of Visual Arts in New York with a scholarship.

https://www.behance.net/gozdeonaran

Aslı Özgen-Tuncer

Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdikten sonra, Ortadoğulu kadın sanatçılara odaklandığı teziyle Eleştirel Teori alanında Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2009 yılında Altyazı Aylık Sinema Dergisi için eleştiri yazmaya başladı. Bianet, Toplumsal Tarih, Evrensel Kültür gibi çeşitli süreli yayınlarda sinema yazıları yayınlandı. Akademik çalışmaları hakemli dergilerde ve derleme kitaplarda yer buldu. 2011 yılında Amsterdam School for Cultural Analysis’de (ASCA) sinema ve felsefe alanında doktora çalışmalarına başladı. Çeşitli kurumlarda sinema dersleri ve seminerler veren Aslı Özgen Tuncer, 2014 yılından beri Altyazı’nın yayın kurulu üyesidir. Sinema tarihine ve kuramına feminist yaklaşımlar üzerine yoğunlaşmaktadır.

Aslı Özgen-Tuncer

After receiving her BA in English Literature, she completed her MA in Critical Theory with a dissertation focusing on Middle Eastern contemporary women artists. A widely published film-critic, Ozgen-Tuncer is currently completing her doctoral dissertation on film theory and historiography at the Amsterdam School for Cultural Analysis (ASCA). She has been a member of the editorial board of Altyazı Monthly Cinema Magazine since 2014.


UNAUTHORIZED

30 Eylül – 12 Ekim / 30th Sept – 12th Oct

11.00 - 19.00
Depo

Açılış/Opening: 30 Eylül, Cuma/September,Fri, 18.30

“Unauthorized” Suriyeli yönetmenlerin, sanatçıların ve oyuncuların totaliter bir rejim altında tecrübe etmek zorunda kaldıkları atmosfer ve koşulların yanı sıra fikirlerini ifade edip üretmeye devam etmek için ne gibi yollara girdiklerine odaklanıyor. Bu yolların çoğu halen izinsiz, yasa dışı ve hayli riskli olmaya devam ediyor. Genç yönetmen ve sanatçıların Suriye’deki ayaklanma öncesinde ve sırasında ürettiği işleri festival boyunca takip edebilirsiniz.

Kürasyon: Arthere

Adnan Jetto
Champion- 28min/Soul Mate- 4min/The forgotten cities- 4min/Basil- 25min/Jalila- 22min

Soudade Kaadan
Besieged Bread- Kaf Production- 20min/Two Cities and a Prison- 39min

Meyar al Roumi
Silent Cinema- La Femi- 23min

Mey Sefan and Jens Junker
Cocoon- Syrian Dreams Project- 23min
1- reloaded / Destruction for Beginners/ – 4:30min

Reloading Images Collective
Damascus: Tourists, Artists, Secret Agents adlı kitabın sunumu 

Çeşitli Posterler
Omar Berakdar’ın kişisel fotoğraf arşivinden çeşitli posterler 

Depo ve Anadolu Kültür desteğiyle

“Unauthorized” will focus on the atmosphere and circumstances Syrian directors, artists, and actors had to manoeuvre under a totalitarian regime in order to express their opinions and realize their ideas and works. These mostly remain unauthorized, illegal, and highly risky. Works from before and during the uprising in Syria by varied young directors and artists from Syria will be presented during the festival.

Curation: Arthere 

Adnan Jetto

Champion- 28min/Soul Mate- 4min/The forgotten cities- 4min/Basil- 25min/Jalila- 22min

Soudade Kaadan
Besieged Bread- Kaf Production- 20min/Two Cities and a Prison- 39min

Meyar al Roumi
Silent Cinema- La Femi- 23min

Mey Sefan and Jens Junker
Cocoon- Syrian Dreams Project- 23min
1- reloaded / Destruction for Beginners/ – 4:30min

Reloading Images collective
Damascus:  Display and presentation for the book ‘Tourists, Artists, Secret Agents’

Çeşitli Posterler / Varied posters
Varied posters from the photographic archive of Omar Berakdar

With the support of Anadolu Kültür and Depo

ARTHEREİSTANBUL

Aralık 2014’ten bu yana Kadıköy’de faaliyet gösteren çok amaçlı bir sanat merkezi-stüdyo-kafe. Sadece İstanbul’da değil, Berlin’de, Şam’da ve dünyanın mümkün olan her yerinde etkinlikler yapan arthere’in bir parçası. Değişken ve rastlantısal şartlar altında sanat pratiklerinin ve söylemlerinin gelişmesine odaklanıyor. arthereistanbul’un öncelikli hedefi, şehre yeni gelen Suriyelilere sanatsal pratiklerini devam ettirebilecekleri ve yeni sosyal ve sanatsal ağlar kurabilecekleri bir alan sunmak. Açılışının üzerinden geçen bir yılda arthereistanbul, yerinden edilmiş Suriyeli sanatçılar için bir sığınak olmanın yanında farklı ülkelerden ve disiplinlerden sanatçıların ve diğer profesyonellerin bir araya geldiği açık bir kültürel buluşma alanı haline geldi.

arthereistanbul is a versatile art center and a studio-cum-café founded in December 2014 in Kadiköy, Istanbul. It is part of arthere, a larger project which aims to hold activities not only in Turkey but also in Berlin, Damascus and wherever possible around the world. It focuses on the production of artistic practices and discourses under contingent and erratic circumstances. The primary target of arthereistanbul is to provide a space for Syrian newcomers, responding to their need for a place to continue their artistic practice and (re)create artistic and social networks. A year after its opening, although arthereistanbul continues to function as a shelter for displaced Syrian artists, it has also evolved into a local open cultural hub for the neighbourhood, where artists and other professionals from different disciplines and backgrounds come together.